ABD'de Bilim Fonlarında Siyasi Deprem: Russell Vought'a NIH Hibeleri İçin Veto Yetkisi Veriliyor

- Washington'da gerçekleşen kritik bir Beyaz Saray toplantısının ardından, OMB Direktörü Russell Vought'un tüm NIH hibeleri üzerinde veto yetkisine sahip olacağı bildirildi.
- Bu hamle, küresel biyomedikal araştırmaların geleceği ve akademik özerklik üzerinde derin tartışmalar başlatıyor.
Washington'da Siyasi Gerilim: Bilimsel Araştırmalarda Yeni Dönem
Küresel ölçekte biyomedikal araştırmaların en büyük finansörü konumunda bulunan Ulusal Sağlık Enstitüleri (NIH), tarihindeki en sert siyasi müdahalelerden biriyle karşı karşıya. Son dönemde Washington'da kapalı kapılar ardında yaşanan yoğun pazarlıklar ve Beyaz Saray içindeki güç mücadeleleri, bilim dünyasının odağına yerleşti. Washington Post, The New York Times ve Politico gibi önde gelen uluslararası medya kuruluşlarının doğruladığı kulis bilgilerine göre, Bütçe Yönetim Ofisi (OMB) Direktörü Russell Vought'un, NIH tarafından dağıtılan her bir hibe üzerinde doğrudan veto yetkisine sahip olacağı yeni bir başkanlık kararnamesi hazırlanıyor.
Bu hamle, uzun süredir siyasi otoriteler ile akademik çevreler arasında yaşanan gerilimin tırmanarak yeni bir boyuta evrildiğini gösteriyor. Yaklaşık 47 milyar dolarlık devasa bütçesiyle dünyanın en büyük araştırma fonu sağlayıcısı olan NIH, üniversitelerdeki akademik araştırmacılara aktardığı kaynaklarla temel biyolojiden klinik çalışmalara kadar pek çok kritik alana can suyu veriyor. Ancak yönetim kademesindeki yeni aktörler, bu fonların dağıtım mekanizmalarını kökten değiştirmekte kararlı görünüyor. Özellikle OMB Direktörü Russell Vought'un, kurumun fonlama önceliklerini yeniden şekillendirme ve federal bütçeyi daraltma yönündeki çabaları, Amerikan bilim politikasında deprem etkisi yaratmış durumda.
Siyasi Hedefler ve Akademik Özerklik Arasındaki Çatışma
Başkan Trump'ın ikinci dönemine başlamasıyla birlikte NIH cephesinde sular bir an olsun durulmadı. Göreve gelir gelmez salgına hazırlık ve sağlık eşitsizlikleri gibi konulardaki çok sayıda hibe programını iptal eden yönetim, kurumun bütçesini neredeyse yarı yarıya küçültmeyi hedefleyen bir bütçe teklifi sunmuştu. Ancak bu hamle Kongre tarafından reddedilmiş, hibe iptallerinin arkasındaki tartışmalı politikalar ise mahkeme kararlarıyla hukuki engellere takılmıştı.
Bu geri adımların ardından Vought'un, siyasi kriterleri hibe dağıtımının merkezine koyacak yeni kurallar tasarladığı biliniyor. Kongre'nin bu kuralları da askıya alması üzerine, Vought strateji değiştirerek doğrudan onay mekanizmalarını ele geçirme yolunu seçti. Kulis raporlarına göre, Harvard Üniversitesi gibi prestijli kurumlarla yaşanan mali ve hukuki anlaşmazlıkları bir kaldıraç olarak kullanan Vought, OMB kontrolünü NIH hibeleri üzerinde bir baskı aracı olarak konumlandırdı. NIH Direktörü Jay Bhattacharya'nın Beyaz Saray toplantısında bu duruma itiraz ettiği, ancak tartışmanın galibinin Vought olduğu ifade ediliyor.
Onay Mekanizması Nasıl İşleyecek ve Karşılaşılan Zorluklar
Hazırlık aşamasındaki yeni düzenlemeye göre, gelecekteki tüm NIH hibeleri hem Vought'un hem de Bhattacharya'nın yer alacağı özel bir komitenin onayından geçmek zorunda kalacak. Komitenin oy birliğiyle onay vermediği hiçbir hibe projesine ödeme yapılmayacak. Sektör uzmanları ve idari hukukçular, yılda ortalama 64 binin üzerinde hibe projesini finanse eden bir kurum için bu denli merkezi ve hantal bir onay mekanizmasının pratik olarak yürütülebilmesinin imkansıza yakın olduğunu belirtiyor.
Geçmişte NIH, fonlama kararlarını uzman bağımsız hakemlerin (peer review) atadığı bilimsel liyakat puanlarına göre sıralayarak şeffaf ve verimli bir şekilde yürütüyordu. Ancak Vought'un hakem değerlendirme süreçlerini de sınırlama çabaları, bu sistemin tamamen işlevsiz hale gelebileceği endişelerini beraberinde getiriyor. Uzmanlar, bu durumun temel amacının bilimsel kaliteyi artırmak değil, Kongre tarafından ayrılan bütçenin tamamının harcanmasını engellemek ve bürokratik tıkanıklık yaratmak olduğunu savunuyor.
Hukuki Engeller ve Küresel Bilim Ekolojiye Olası Etkileri
Bu idari hamlenin hukuki açıdan uzun süre ayakta kalması pek olası görünmüyor. Hukukçular, söz konusu kararnamenin "keyfi ve tutarsız" (arbitrary and capricious) kategorisine gireceğini, mevcut yasalarla bağdaşmadığını ve somut bir soruna çözüm üretmediğini vurguluyor. Ancak hukuki süreçlerin işletilmesi ve mahkemelerin müdahale etmesine kadar geçen sürede, Amerikan biyoteknoloji ekosisteminin ve akademik araştırmacıların telafisi güç zararlar görebileceği dile getiriliyor.
Türkiye ve dünya genelindeki bilim insanları ile teknoloji çevreleri de bu süreci yakından takip ediyor. ABD'deki fon mekanizmalarında yaşanan bu siyasi merkezileşme, sadece ulusal çapta değil, uluslararası ortak projeler ve küresel sağlık araştırmaları üzerinde de domino etkisi yaratma potansiyeline sahip. Bilimsel liyakatin yerini siyasi sadakatin alması durumunda, geleceğin çığır açan keşiflerinin gecikebileceği ve küresel inovasyon kapasitesinin zayıflayacağı uyarısında bulunuluyor." ], "tags": [ "NIH", "Russell Vought", "biyomedikal", "bilim politikası", "ABD" ], "category": "gundem-toplum

Ozan Tankuş
Doğrulanmış EditörMercek360 kurucu editörü ve kıdemli teknoloji analisti. Kurumsal bilişim altyapıları, bulut teknolojileri, yapay zeka sistemleri ve tüketici elektroniği alanlarında uzmanlaşmış olup küresel teknoloji gündemini tarafsız ve derinlemesine incelemektedir.
