Mercek360 gündemi taradı - AI dünyasında yeni başlıklarApple Vision Pro 2 tanıtıldı - Daha hafif, daha güçlüNVIDIA Blackwell Ultra - Yapay zeka performansı yükseliyorTürk AI startup'ı 50M$ yatırım aldıRust 2.0 yolda - Bellek güvenliği yeni seviyede
Mercek360
Ana SayfaGündem & Toplum

Dijital Eşitlik Yasası Krizi: ABD Hukuki Baskılar Sonucu Genişbant Hibelerini Kısmen Geri Getiriyor

Ozan Tankuş5 Ağustos 20261
Dijital Eşitlik Yasası Krizi: ABD Hukuki Baskılar Sonucu Genişbant Hibelerini Kısmen Geri Getiriyor

📌 Öne Çıkan Gelişmeler

  • Trump yönetiminin daha önce tamamen askıya aldığı Dijital Eşitlik Yasası (Digital Equity Act) hibe programları, açılan davalar ve mahkeme kararları neticesinde kısmen de olsa yeniden başlatılıyor.
  • Ulusal Dijital Katılım İttifakı (NDIA) tarafından yürütülen hukuki mücadele, 1.25 milyar dolarlık Dijital Eşitlik Rekabetçi Hibe Programı'nın Aralık ayında yeniden başvuru kabul etmesini sağladı.
  • Federal mahkeme, yasadaki ırk ve etnik köken bazlı kriterleri anayasaya aykırı bularak iptal ederken; düşük gelir, yaşlılık, engellilik ve coğrafi dezavantaj gibi diğer gelir-destek unsurlarının geçerli kalmasına hükmetti.

Dijital çağda internet erişimi artık lüks olmaktan çıkıp temel bir insan hakkı ve ekonomik katılımın en kritik unsuru haline geldi. Ancak gelişmiş ekonomilerde dahi milyonlarca hane yüksek hızlı fiber internet altyapısından mahrum kalmaya devam ediyor. Bu eşitsizliği gidermek amacıyla 2021 yılında Kongre tarafından yasalaştırılan ve toplamda 2.75 milyar dolarlık devasa bir bütçeyi kapsayan Dijital Eşitlik Yasası (Digital Equity Act), ABD'de teknoloji politikalarının en sıcak tartışma noktalarından biri olmayı sürdürüyor. Trump yönetiminin göreve gelmesinin ardından kökten sonlandırma kararı aldığı bu stratejik program, hukuk savaşları ve sivil toplum kuruluşlarının kararlı duruşu sayesinde zorunlu bir geri dönüş sürecine girdi. Bu gelişme, sadece ABD'deki dijital bölünme (digital divide) tartışmalarını yeniden alevlendirmekle kalmadı, aynı zamanda devlet destekli teknoloji projelerinin hukuki ve politik sınırlarını da yeniden çizdi.

Dijital Eşitlik Yasası’nın Doğuşu ve Kapsamı

2021 tarihli Dijital Eşitlik Yasası, Amerika Birleşik Devletleri tarihindeki en büyük federal teknoloji yatırımlarından biri olarak kayıtlara geçti. Uzun yıllar boyunca devlet destekli broadband (genişbant) projeleri genellikle sadece fiziksel altyapının döşenmesine, yani evlerin ve sokakların fiber kablolarla donatılmasına odaklanmıştı. Ancak uzmanlar, kabloların kapıya kadar gelmesinin tek başına dijital uçurumu kapatmaya yetmediğini defalarca vurguladı. Gerçek anlamda dijital kapsayıcılık; ekonomik olarak uygun fiyatlı cihazlar, yerel düzeyde verilen dijital beceri eğitimleri ve dezavantajlı bireylere rehberlik edecek 'dijital yönlendiriciler' (digital navigators) olmadan imkansızdır.

İşte bu felsefeyle yola çıkan yasa, üç ayrı hibe programı aracılığıyla toplam 2.75 milyar dolarlık bir kaynak yaratmayı hedefledi. Biden yönetimi döneminde eyaletlere yönelik planlama hibeleri dağıtılmaya başlanmış, 2024 yılı itibarıyla da fonların doğrudan hak sahiplerine ulaştırılması için başvuru süreçleri hız kazanmıştı. Programın en önemli ayaklarından biri olan 1.25 milyar dolarlık Rekabetçi Hibe Programı, yerel düzeydeki topluluk çözümlerini finanse etmek için tasarlandı. Millî düzeyde faaliyet gösteren Ulusal Dijital Katılım İttifakı (NDIA) gibi kritik sivil toplum aktörleri, bu bütçeden milyonlarca dolarlık hibeler alarak düşük gelirli vatandaşların internete erişimini kolaylaştıracak projeler geliştiriyordu.

Siyasi Müdahaleler ve Hukuki Savaşın Patlak Vermesi

Her şey planlandığı gibi giderken, Mayıs 2025'te siyasi rüzgarların ani değişimiyle birlikte tablo tamamen tersine döndü. Trump yönetimi, Dijital Eşitlik Yasası'nı "ırkçı ve anayasaya aykırı" bularak tüm hibe programlarını tek kalemde iptal ettiğini duyurdu. Bu ani karar, özellikle milyonlarca dolarlık hibeleri almaya hak kazanmış olan sivil toplum kuruluşları ve kar amacı gütmeyen organizasyonlar arasında şok etkisi yarattı. Sadece NDIA, programın askıya alınmasından hemen önce 25.7 milyon dolarlık devasa bir hibe almaya hak kazanmış, ancak Trump yönetiminin hamlesiyle bu finansmandan mahrum bırakılmıştı.

Bunun üzerine NDIA, federal hükümete karşı Washington DC Bölge Mahkemesi'nde hukuki süreç başlattı. Savunma grubu, yasanın tamamen meşru olduğunu ve toplumun dezavantajlı kesimlerine ulaşmak için hayati önem taşıdığını savundu. Hukuki süreç devam ederken, mahkeme heyeti oldukça kritik bir ara karara imza attı. Hakim John Bates, yasanın tamamının değil, yalnızca belirli ırk ve etnik köken gruplarını doğrudan hedefleyen fonlama maddesinin anayasal denetimden (strict scrutiny) geçemediğini ve bu nedenle anayasaya aykırı olduğunu belirtti. Ancak hakimin en stratejik tespiti, bu sorunlu maddenin yasanın geri kalanından ayrılabileceği (severable) yönündeydi.

Yeniden Başlangıç: Aralık Ayı ve Yeni Kriterler

Mahkeme kararının ardından Trump yönetimi, yasanın tamamını yok sayamayacağını anlayarak geri adım atmak zorunda kaldı. Federal yetkililer mahkemeye sundukları ortak durum raporunda, Rekabetçi Hibe Programı'nın ırk-nötr (race-neutral) kriterler uygulanarak yeniden hayata geçirileceğini resmen ilan etti. Ulusal Telekomünikasyon ve Bilgi İdaresi (NTIA), Aralık ayında yeni Finansman Fırsatı Bildirisi (NOFO) yayınlayarak başvuruları yeniden kabul etmeye başlayacağını duyurdu.

Bu dönüş, sivil toplum cephesinde hem büyük bir zafer hem de önemli bir taviz olarak değerlendirildi. NDIA ve benzeri kuruluşlar, programın kurtarılmış olmasını dev bir kazanım olarak nitelendirirken; ırk ve etnik köken unsurlarının hedef kitle tanımından çıkarılmış olmasından duydukları üzüntüyü de gizlemediler. Yasanın orijinal metninde yer alan sekiz korunan popülasyon kategorisinden sadece ırksal ve etnik azınlık unsuru törpülendi. Düşük gelirli haneler, 60 yaş ve üzeri bireyler, engelliler, federal cezaevleri dışındaki mahkumlar, kırsal bölgelerde yaşayanlar, dil bariyeriyle karşılaşanlar ve gaziler gibi diğer yedi dezavantajlı grup ise programın koruması altında kalmaya devam ediyor.

💡 Mercek360 Sektörel Değerlendirmesi

ABD'deki Dijital Eşitlik Yasası krizi, teknoloji politikalarının siyasi değişimlerden ne denli derinden etkilendiğini gösteren ders niteliğinde bir vakadır. Bir yanda dijital altyapının evrensel bir hak olduğunu savunan sosyal politikacılar, diğer yanda ise fon dağıtım mekanizmalarındaki anayasal eşitlik ilkelerini ve ayrımcılık iddialarını en sert şekilde eleştiren muhafazakar yönetimler yer alıyor. Trump yönetiminin bu programı ilk başta tamamen tasfiye etme girişimi, ABD'deki kutuplaşmış siyasi iklimin teknoloji yatırımlarına nasıl doğrudan müdahale edebileceğinin açık bir kanıtıdır.

Öte yandan, mahkemenin yasanın tamamını iptal etmek yerine sorunlu maddeyi ayıklayarak programın devamına karar vermesi, hukukun üstünlüğü ve bürokratik denge mekanizmaları açısından sevindirici bir gelişmedir. Aralık ayında yeniden başlayacak olan hibe süreçleri, her ne kadar ırk odaklı kriterlerden arındırılmış olsa da, düşük gelirli ve kırsal kesimdeki milyonlarca insan için hâlâ hayati bir can simididir. Uzun vadede, dijital uçurumun kapatılması gibi teknik ve toplumsal bir meselenin siyasi polemiklerin kurbanı olmaktan kurtarılması, geleceğin akıllı şehirleri ve dijital ekonomileri için şarttır. Türkiye ve dünyadaki benzer dijitalleşme hamleleri için de bu süreç, kamu kaynaklarının şeffaf, adil ve kapsayıcı bir şekilde dağıtılması adına yakından takip edilmesi gereken tarihi bir emsal teşkil etmektedir.

dijital esitlikabd teknolojilerigenisbantyapay zeka politikasiber guvenlik