Mercek360 gündemi taradı - AI dünyasında yeni başlıklarApple Vision Pro 2 tanıtıldı - Daha hafif, daha güçlüNVIDIA Blackwell Ultra - Yapay zeka performansı yükseliyorTürk AI startup'ı 50M$ yatırım aldıRust 2.0 yolda - Bellek güvenliği yeni seviyede
Mercek360
Ana SayfaGündem & Toplum

Endüstriyel Felaket Riski Artıyor: Kimyasal Güvenlik Kurallarında Geri Adım mı?

Mercek360 Editor5 Temmuz 20262
Endüstriyel Felaket Riski Artıyor: Kimyasal Güvenlik Kurallarında Geri Adım mı?

ABD'de endüstriyel tesislerin güvenliğini düzenleyen yönetmeliklerde yapılması planlanan değişiklikler, halk sağlığı ve çevre güvenliği konusunda ciddi tartışmaları beraberinde getirdi. Özellikle rafinerilerde kullanılan ve son derece zehirli bir madde olan hidroflorik asit (HF) üzerine yapılan araştırmalar, mevcut altyapının yaşlanmasıyla birlikte felaket riskinin her geçen gün daha da arttığını ortaya koyuyor. Public Employees for Environmental Responsibility (PEER) tarafından açıklanan veriler, 2021 yılında 83 olan kimyasal kaza sayısının 2025 itibarıyla 131'e çıktığını, bu kazalara bağlı yaralanma ve ölüm vakalarının da 60'tan 89'a yükseldiğini gösteriyor.

Kimyasal Güvenlik Kurulu (CSB) kayıtlarına göre, Nisan 2020 ile Mayıs 2026 tarihleri arasında yaşanan 650'den fazla kazada 103 kişi hayatını kaybetti, 355 kişi yaralandı ve 314 olayda ciddi maddi hasar meydana geldi. Bu tesislerin yaklaşık 3 mil çevresinde yaşayan 150 milyon insan, özellikle siyah ve Latin kökenli nüfus, söz konusu risklere karşı en savunmasız kesimi oluşturuyor. 1985 öncesinde inşa edilen rafinerilerin eskimiş altyapısı, bir sızıntı durumunda ölümcül bir "yerden yükselen sis" bulutunun millerce kilometre uzağa taşınmasına neden olabilecek bir tehdit barındırıyor.

Hidroflorik asit üzerine 1980'lerde kritik deneyler yürüten fizikçi Ronald Koopman, bu maddenin beklenenin aksine zemine yapışarak geniş bir alana yayılan zehirli bir sis oluşturduğunu kanıtlamıştı. Özellikle 2019 yılında Philadelphia Energy Solutions rafinerisinde gerçekleşen ve 5.000 pounddan fazla kimyasalın havaya karıştığı patlama, bu tehlikenin boyutlarını gözler önüne sermişti. Uzmanlar, 170 ppm (milyonda 170 birim) gibi düşük bir oranda hidroflorik asit solumanın bile 10 dakika içinde ölümcül sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarıyor.

Tartışmaların merkezinde, Biden yönetimi döneminde yürürlüğe giren ve kazaların önlenmesi için zorunlu kılınan güvenlik önlemleri yer alıyor. Söz konusu yönetmelikler kapsamında şu maddeler bulunuyor:

  • Daha güvenli alternatiflerin analiz edilmesi,
  • Kazaların temel nedenlerinin bağımsız kuruluşlar tarafından araştırılması,
  • İşçilerin kaza önleme planlarına aktif katılımı,
  • Tesislerin iklim değişikliği kaynaklı afetlere karşı hazırlıklı hale getirilmesi.

Ancak mevcut yönetim, "düzenleyici yükü azaltmak" gerekçesiyle bu kuralların hafifletilmesini hedefleyen yeni bir öneri üzerinde çalışıyor. PEER yetkilileri, EPA'nın (Çevre Koruma Ajansı) 2014-2023 arasındaki verileri yanlış yorumlayarak kazaların azaldığına dair yanıltıcı bir tablo çizdiğini savunuyor. Hukuki süreçler ve kamuoyu baskısı devam ederken, 12.000'den fazla tesisin tabi olduğu Risk Yönetimi Programı (RMP) üzerindeki denetimlerin zayıflatılmasının, gelecekte çok daha büyük endüstriyel trajedilere yol açabileceğinden endişe ediliyor.

kimyasal güvenlikendüstriyel kazaçevre politikasırafineri güvenliği