İngiltere'nin Teknoloji Pusulası Şaştı: Sorumluluk Herkesin İşi, Kimsenin Yükümlülüğü

Birleşik Krallık'ın, küresel teknoloji yarışında öncü bir rol oynama hedefi, iddialı söylemler ve milyarlarca sterlinlik yatırımlarla sıkça dile getirilse de, Whitehall'daki son idari düzenlemeler bu vizyonun altını oymaya aday. Mercek360 olarak yakından takip ettiğimiz bu gelişmeler, teknoloji, bilim ve dijitalleşme sorumluluklarının bakanlıklar arasında adeta bir yapboz gibi dağıtılmasıyla, stratejik bütünlüğün ve hesap verebilirliğin ciddi şekilde zedelendiği endişelerini beraberinde getiriyor.
Başbakan Andy Burnham'ın göreve gelmesiyle birlikte yaşanan bu köklü değişiklikler, teknoloji bakanlığı gibi uzmanlaşmış bir rolün ortadan kaldırılmasına ve sorumlulukların İş, Yenilik, Bilim ve Ticaret Bakanlığı (BIST) ile Dijital, Kültür, Medya ve Spor Bakanlığı (DCMS) gibi farklı departmanlara yayılmasına neden oldu. Bu durum, bilim ve teknolojinin "izole bir mesele" olarak görülmemesi gerektiği yönündeki hükümet açıklamasını ironik bir biçimde sorgulatıyor; zira ortada izole edilmiş bir değil, paramparça edilmiş bir teknoloji politikası duruyor.
Whitehall'ın Teknoloji Vizyonu: Ortak Bir Misyon Mu, Dağınık Bir Yük Mü?
İngiltere'nin teknoloji politikaları, yakın zamana kadar nispeten daha konsolide bir yapıya sahipti. Özellikle Brexit sonrası dönemde, ülkenin küresel sahnedeki yerini yeniden tanımlama çabası, teknoloji ve inovasyonu ekonomik büyümenin ve stratejik bağımsızlığın anahtarı olarak konumlandırmıştı. Bu çerçevede, Dijital, Kültür, Medya ve Spor Bakanlığı (DCMS) çatısı altında teknoloji ve dijitalleşme konularına ağırlık verilmiş, hatta bir dönem Bilim, Yenilik ve Teknoloji Bakanlığı (DSIT) gibi adında 'teknoloji' kelimesini barındıran özel bir departman kurulmuştu. Ancak son revizyonlar, bu odaklanmış yaklaşımın yerini, sorumlulukların farklı departmanlar ve bakanlıklar arasında bölündüğü, karmaşık ve belirsiz bir yapıya bıraktı.
House of Commons Bilim, Yenilik ve Teknoloji Komitesi Başkanı Dame Chi Onwurah'ın hükümete yazdığı mektup ve aldığı yanıt, bu karmaşayı net bir biçimde ortaya koyuyor. Üç bakanın imzasını taşıyan bu mektup, yeni görev ve sorumlulukların pratikte ne anlama geldiği konusunda değil, aksine hükümetin konuya bakış açısındaki kafa karışıklığını ve inandırıcılık eksikliğini gözler önüne seriyor. Bu durum, yalnızca bürokratik bir yeniden yapılanmadan öte, ülkenin teknolojik geleceği için hayati önem taşıyan bir dizi alanı derinden etkileme potansiyeli taşıyor.
Uzaydan Yapay Zekaya: Sorumlulukların Parçalanmış Haritası
Bu dağınık yapının en çarpıcı örneklerinden biri, milyarlarca sterlinlik bütçesiyle dikkat çeken uzay stratejisi. Birleşik Krallık, yörünge çarpışma uyarı sistemlerinden alçak yörünge iletişimine, askeri istihbarattan uzay bilimlerine kadar geniş bir yelpazede iddialı hedefler belirlemiş durumda. BIST'in bu alandaki şirketleri 'çığır açan fikirlerden ticarileşmeye' kadar destekleme amacı gütmesine rağmen, 'gerçek' uzay sorumluluğu, siber güvenlik, düzenleyici reform ve kurumsal yönetişim gibi farklı görevleri de üstlenen Baroness Lloyd of Effra'ya düşüyor. Hukuk ve tarih mezunu olan Baroness Lloyd, iki farklı bakanlık (BIST ve DCMS) arasında mekik dokuyarak, 7.8 milyar sterlinlik devasa bir bütçeyi yönetme ve denetleme yükümlülüğüyle karşı karşıya kalıyor. Bu kadar kapsamlı ve kritik bir alanın, birden fazla bakanlık ve birbirinden farklı uzmanlık alanlarına sahip kişiler arasında dağıtılması, etkinliğin ve stratejik bütünlüğün nasıl sağlanacağı konusunda ciddi soru işaretleri doğuruyor.
Benzer bir durum yapay zeka (YZ) alanında da yaşanıyor. YZ'nin küresel ekonomiler ve güvenlik açısından stratejik önemi yadsınamazken, Kanishka Narayan'ın YZ'den sorumlu Devlet Bakanı olarak atanması, bu görevin hem Kabine Ofisi hem de BIST arasında bölünmüş bir yetkiyle yürütüldüğünü gösteriyor. Bilim, yenilik ve yatırım sorumluluğu ise BIST ve Sağlık ve Sosyal Bakım Bakanlığı (DHSC) arasında paylaştırılmış durumda. Bu parçalanma, YZ gibi hızla gelişen ve disiplinlerarası bir alanda hızlı karar alma, koordinasyon ve kapsamlı bir ulusal strateji geliştirme yeteneğini ciddi şekilde sekteye uğratabilir. Herkesin YZ'nin geleceğimiz için ne denli önemli olduğunu vurguladığı bir dönemde, sorumlulukların bu denli dağıtılması, İngiltere'nin bu alandaki liderlik hedeflerini baltalayabilir.
Dijital hükümet hizmetleri ise bu karmaşanın belki de en vahim örneğini teşkil ediyor. İki yılda üç farklı bakanlık arasında mekik dokuyan dijital hükümetin sorumluluğu, son olarak Stephanie Peacock'a, spor, turizm ve "yer" (tanımı bile belirsiz) sorumluluklarıyla birlikte, DCMS çatısı altında bir genç bakan olarak verildi. Hükümet harcamalarında büyük teknoloji tedarikçileriyle mücadele etmesi beklenen bir pozisyonun, bu kadar alt düzey ve odaklanmamış bir şekilde konumlandırılması, kamu hizmetlerinin modernleşmesi ve dijital dönüşüm süreçlerinin geleceği açısından endişe verici. Blackpool tatillerine ve Commonwealth Oyunları'na odaklanan ilk kamuoyu açıklamaları, bu endişeleri daha da artırıyor.
"Dijital" Kavramının Muğlaklığı ve Bilimle İlişkisizliği
Hükümetin "dijital her şeyin temelini oluşturur" argümanı, bu sorumluluk dağılımını meşrulaştırma çabası olarak sunulsa da, bu ifade paradoksal bir şekilde aşırı muğlak. "Dijital"in kültür ve medya ile bu denli yakından ilişkilendirilmesi, teknolojinin temel bilimsel ve mühendislik köklerinden koparılması anlamına geliyor. Bir fotoğrafçı Photoshop kullanabilir, ancak yazılımın nasıl çalıştığını bilmesine gerek yoktur. Oysa bilgisayar donanım ve yazılımının gelişimi, geniş çaplı bilimsel araştırmalarla el ele yürümüştür. World Wide Web'den DeepMind'a, hatta Alan Turing'in katkılarıyla Manchester Üniversitesi'nde geliştirilen erken modern bilgisayarlardan Manchester Mark 1'e kadar birçok yenilik, üniversite projelerinden ve derin bilimsel çalışmalardan doğmuştur.
"Dijital beceriler, dijital altyapı ve bağlantı, siber güvenlik ve modern dijital hükümetin sunumu" gibi geniş bir alanı DCMS'in yetki alanına vermek, bu kavramın bilimsel ve teknolojik altyapısından ziyade, uygulama katmanına odaklanıldığını gösteriyor. Ancak, "dijital"in dayandığı temel teknolojilerin (işlemciler, algoritmalar, ağ mimarileri, veri bilimi) bilimsel araştırma ve geliştirmeden ayrı tutulması, inovasyon ekosisteminin can damarını kesebilir. Bilim olmadan teknoloji olmaz, teknoloji olmadan ise dijitalleşmenin derinliği ve sürdürülebilirliği sorgulanır hale gelir.
Stratejik Bütünlüğün Kaybı ve Uluslararası Rekabetteki Riskler
Bu dağınık ve koordinasyonsuz yapı, Birleşik Krallık'ın uluslararası teknoloji arenasında rekabet gücünü ciddi şekilde zayıflatma riski taşıyor. ABD, Çin, Almanya ve Güney Kore gibi önde gelen teknoloji güçleri, genellikle teknoloji ve inovasyon politikalarını tek bir çatı altında veya çok güçlü bir koordinasyon mekanizmasıyla yönetirken, İngiltere'nin bu parçalı yaklaşımı, stratejik bir kör noktaya yol açabilir.
- Bürokratik Verimsizlik: Farklı departmanlar arasındaki silo yapısı, karar alma süreçlerini yavaşlatır, kaynak israfına yol açar ve projelerin ilerlemesini engeller.
- Kaynakların Dağılması: Sorumlulukların bölünmesi, sınırlı bütçe ve insan kaynaklarının etkin kullanılmasını zorlaştırır, hatta çakışan veya tekrarlayan projelere neden olabilir.
- Yetenek Çekme Zorluğu: Teknoloji ve bilim alanında kariyer yapmak isteyen uluslararası yetenekler için, hükümetin net bir vizyondan yoksun olması, ülkeyi cazip olmaktan çıkarabilir.
- Büyük Teknoloji Şirketleriyle İlişkiler: Hükümetin teknoloji tedarikçileriyle olan ilişkilerinde tek bir ses yerine birden fazla muhatap olması, büyük şirketlerin lobicilik faaliyetlerini kolaylaştırabilir ve kamuoyu yararına olmayan anlaşmalara zemin hazırlayabilir.
- Stratejik Odaklanma Eksikliği: Teknolojinin her alana yayılması gerektiği savı doğru olsa da, bunu kurumsal birimler arasında parçalamak, nihayetinde hiçbir alanın yeterince önceliklendirilmemesine neden olabilir. Yapay zeka etiği, veri güvenliği, kritik altyapıların korunması gibi hayati konularda bütüncül bir yaklaşımdan yoksunluk, büyük riskler barındırır.
Mercek360 Analizi: İngiltere'nin Teknoloji Liderliği Birleşik Bir Yaklaşım Gerektiriyor
Mercek360 olarak yaptığımız değerlendirmelerde, Birleşik Krallık hükümetinin teknoloji, bilim ve dijitalleşmeye yönelik mevcut yaklaşımının, ülkenin iddialı hedefleriyle çeliştiği sonucuna varıyoruz. "Bilim ve teknolojiyi izole bir mesele olarak göremeyiz" argümanı, doğru bir tespittir; ancak bu, sorumlulukları her yere dağıtmak ve hiçbir yere ait kılmamak anlamına gelmemelidir. Aksine, bilim ve teknoloji, tüm hükümetin ortak misyonu olarak ele alınmalı, ancak bu misyonun stratejik yönlendirmesi, koordinasyonu ve hesap verebilirliği, tek bir güçlü ve yetkin çatı altında toplanmalıdır. Bu, ya adında 'teknoloji' barındıran güçlü bir uzman bakanlık ya da tüm departmanlar üstü, yetkili bir teknoloji konseyi aracılığıyla sağlanabilir. Aksi takdirde, İngiltere, dijital çağın karmaşık meydan okumaları karşısında yönünü şaşırmış bir gemi gibi kalmaya mahkum olacaktır. Küresel liderlik iddiasının lafta kalmaması için, Whitehall'daki bu dağınık zihniyetin hızla toparlanması ve teknolojiye hak ettiği stratejik önceliğin, bütüncül bir yaklaşımla iade edilmesi gerekmektedir.

Ozan Tankuş
Doğrulanmış EditörMercek360 kurucu editörü ve kıdemli teknoloji analisti. Kurumsal bilişim altyapıları, bulut teknolojileri, yapay zeka sistemleri ve tüketici elektroniği alanlarında uzmanlaşmış olup küresel teknoloji gündemini tarafsız ve derinlemesine incelemektedir.