Insight Partners’ın Kıdemli İsmi Deven Parekh: “Herkes Yapay Zekaya Yatırım Yaparken Biz Neden Çeşitlendiriyoruz?”

Teknoloji dünyasının son yıllardaki en baskın dalgası şüphesiz üretken yapay zeka (Generative AI) devrimi. Silikon Vadisi’nden Avrupa’nın teknoloji üslerine kadar pek çok girişim sermayesi fonu, tüm yumurtalarını OpenAI ve Anthropic gibi dev öncü laboratuvarların sepetine doldururken, bazı oyuncular ise temkinli ve rasyonel duruşlarını korumaya devam ediyor. Bu isimlerin başında, sektörde 26 yıldır faaliyet gösteren ve toplamda 90 milyar dolarlık varlığı yöneten Insight Partners geliyor. Fonun arkasındaki kilit isimlerden Deven Parekh, geçtiğimiz günlerde New York’ta düzenlenen StrictlyVC etkinliğinde yaptığı samimi açıklamalarla, sektörün bugününe ve geleceğine dair çarpıcı perspektifler sundu.
Sektörde ses getiren büyük çıkışlara imza atmalarına ve Databricks, Wiz gibi devlerin arkasındaki güç olmalarına rağmen, Parekh ve ekibi sosyal medyada ya da podcast turnelerinde gürültü koparan fon yöneticilerinden ayrışıyor. “Bırakalım portföyümüz konuşsun” felsefesini benimseyen Insight Partners, devasa fon büyüklüğüne rağmen sessiz ve derinden ilerlemeyi tercih ediyor. Peki, herkesin yapay zeka sınır labaratuvarlarına tüm sermayesini yatırdığı bir dönemde, Insight Partners neden stratejik bir çeşitlendirme yoluna gidiyor? Bu sorunun yanıtı, yalnızca bir yatırım tezini değil, aynı zamanda küresel makroekonomik dinamikleri ve teknoloji tarihindeki döngüleri de barındırıyor.
Yapay Zeka Riskleri ve Sağlık Sektöründeki Devrimsel Dönüşüm
Yapay zeka çağının getirdiği riskler, akademisyenlerden siyasilere kadar geniş bir yelpazede tartışılıyor. Kimi uzmanlar yapay zekanın varoluşsal tehditler barındırdığını savunurken, kimileri ise bu endişelerin abartılı birer historiye dönüştüğünü ifade ediyor. Bu tartışmaya katılan Deven Parekh, meseleye pragmatist bir pencereden bakıyor. Açık kaynaklı modellerin kötü niyetli kişilerin eline geçerek biyolojik silah üretiminde kullanılma ihtimali gibi teorik riskleri tamamen reddetmese de, teknolojinin getirdiği faydaların bu riskleri katbekat aştığının altını çiziyor.
Özellikle sağlık sektöründe yapay zekanın yarattığı devrime dikkat çeken Parekh, NYU Langone’daki yönetim kurulu deneyiminden örnekler veriyor. Milyonlarca hasta kaydının yapay zeka algoritmalarıyla taranması sayesinde, hastaneye başka bir şikayetle gelen bir bireyin ilerleyen süreçte kalp krizi geçirme riskinin önceden tespit edilebildiğini belirtiyor. Küresel nüfusun hızla yaşlandığı ve sağlık çalışanı açığının katlanarak arttığı günümüz dünyasında, sağlık sisteminin sürdürülebilirliği için yapay zekanın bir lüks değil, zorunluluk olduğu vurgulanıyor:
- Teşhis Süreçlerinin Hızlanması: Milyonlarca veri setinin saniyeler içinde analiz edilmesiyle erken teşhis oranlarının artması.
- İlaç Geliştirme Maliyetleri: Yeni moleküllerin keşif süresinin yapay zeka simülasyonlarıyla aylar hatta haftalar seviyesine indirilmesi.
- Operasyonel Verimlilik: Hastane yönetimlerinde ve hasta takip mekanizmalarında otomasyonun, insan kaynaklı hataları minimize etmesi.
Erken Aşama Stratejileri ve 2021 Balonu Tehlikesi
Girişim sermayesi ekosisteminde son dönemde, özellikle yapay zeka girişimlerine akıtılan fonlar 2021 yılındaki aşırı değerleme dönemini (valuation bubble) hatırlatıyor. Normal şartlarda bir yatırım turundan diğerine geçilirken daha fazla veri elde edilir ve risk azaldıkça daha yüksek değerlemeler kabul edilir. Ancak günümüzde turlar o kadar hızlı dönüyor ki, ortada yeni bir veri olmaksızın sadece FOMO (fırsatı kaçırma korkusu) psikolojisiyle devasa meblağlar ödeniyor.
Insight Partners, bu sağlıksız değerleme yarışına karşı stratejik bir manevra yaparak daha erken aşamalara odaklanıyor. Ölçekli fon yapısıyla devasa çekler yazmak yerine (örneğin 500 milyon dolar yerine 20-20 milyon dolarlık başlangıç yatırımları), doğru girişimleri erken keşfedip kazananlara oynamak fonun temel başarısını oluşturuyor. Wiz yatırımında olduğu gibi, Seri A aşamasında yazılan ilk çeklerle başlayan süreç, şirketin büyümesiyle birlikte katlanarak devasa getiriler sağlıyor. Parekh’e göre, devasa bir fonda bu tarz erken aşama riskleri portföyün genelini sarsmayacak kadar küçük, ancak başarıya ulaştığında getirisi fonu sırtlayacak kadar büyük bir kaldıraç etkisi yaratıyor.
Küresel Yetenek Dağılımı ve Coğrafi Odak
Teknoloji yatırımlarında Silikon Vadisi’nin mutlak hakimiyeti tartışılsa da, küresel yetenek havuzunun artık coğrafi sınırları aştığı açıkça görülüyor. Insight Partners, İsveç merkezli hukuk teknolojisi girişimi Legora gibi anlaşmalarda olduğu gibi, dünyanın farklı noktalarındaki lider girişimlerin peşinden gitmekten çekinmiyor. Ancak dikey uzmanlıklara göre coğrafi yoğunlaşma hâlâ geçerliliğini koruyor:
- Yapay Zeka Altyapısı: Donanım, büyük dil modelleri ve temel araştırma yetenekleri hâlâ San Francisco ve çevresinde yoğunlaşıyor.
- Finansal Teknolojiler (Fintech): Ramp gibi devlerin arkasındaki finans ve operasyon yetenekleri New York merkezli ekosistemde şekilleniyor.
- Avrupa ve İskandinavya: Yazılım mühendisliği ve dikey SaaS (Hizmet Olarak Yazılım) çözümleri konusunda Stockholm, Londra ve Berlin gibi merkezler cazibesini koruyor.
Bu da gösteriyor ki, saf yapay zeka altyapısına yatırım yapmak için belirli bir bölgede olmak şartken, dikey entegrasyon sağlayan uygulamalı yapay zeka girişimlerinde coğrafi çeşitlilik yatırımcılara büyük avantajlar sunuyor.
Rakip Şirketlere Aynı Anda Yatırım Yapma Paradoksu
Geçmişte girişim sermayesi dünyasında en büyük tabulardan biri, birbirine rakip olan iki şirkete (örneğin OpenAI ve Anthropic) aynı fonun yatırım yapmasıydı. Kurucuların güvenini sarsacağı ve çıkar çatışmaları yaratacağı düşünülen bu durum, günümüzün devasa ölçekli fonları için kaçınılmaz bir gerçek haline geldi. Insight Partners da her iki yapay zeka deviyle de ortaklık kurarak bu tabuyu yıkan fonlar arasında yer alıyor.
Bu durumun içeride tartışılıp tartışılmadığı sorulduğunda Parekh, meselenin tamamen yatırım aşamasıyla ilgili olduğunu belirtiyor. Khosla Ventures gibi Seri A aşamasında OpenAI’a giren bir fonun Anthropic’e de yatırım yapması yönetim kurulu dinamikleri açısından imkansız olabilir. Ancak fonlar daha geç aşamalarda, yönetim kurulunda aktif rol oynamadan, yalnızca finansal getiri odaklı birer hissedar olarak konumlandıklarında, bu durum bir çıkar çatışmasından ziyade rasyonel bir portföy sigortasına dönüşüyor. Dünyanın en büyük yapay zeka oyuncularının kimin kazanacağından bağımsız olarak portföyde yer alması, risk yönetimi açısından kusursuz bir denge sunuyor.
Geleceğe Bakış: Çeşitlendirmenin Gücü
Deven Parekh ve Insight Partners’ın izlediği yol, teknoloji yatırımlarında tek bir trene körü körüne bağlanmanın getirdiği tehlikelere karşı adeta bir rehber niteliğinde taşıyor. Herkesin yapay zekanın uçsuz bucaksız sınırlarına tüm servetini yatırdığı bu dönemde; erken aşamaları kucaklamak, coğrafi yetenek havuzlarını doğru okumak ve portföyü mantıklı bir şekilde çeşitlendirmek, uzun vadeli sürdürülebilir başarının anahtarı olmaya devam ediyor. Teknoloji ekosistemi yeni dalgalarla evrilirken, gürültü koparanların değil, sessizce doğru hamleleri yapan stratejistlerin kazançlı çıkacağı bir kez daha tescilleniyor.

Ozan Tankuş
Doğrulanmış EditörMercek360 kurucu editörü ve kıdemli teknoloji analisti. Kurumsal bilişim altyapıları, bulut teknolojileri, yapay zeka sistemleri ve tüketici elektroniği alanlarında uzmanlaşmış olup küresel teknoloji gündemini tarafsız ve derinlemesine incelemektedir.