Mercek360 gündemi taradı - AI dünyasında yeni başlıklarApple Vision Pro 2 tanıtıldı - Daha hafif, daha güçlüNVIDIA Blackwell Ultra - Yapay zeka performansı yükseliyorTürk AI startup'ı 50M$ yatırım aldıRust 2.0 yolda - Bellek güvenliği yeni seviyede
Mercek360
Ana SayfaGirişimler & İş Dünyası

Automattic Çöküşün Eşiğinden Döndü: Matt Mullenweg’e Karşı Darbe Girişimi Başarısız Oldu, Tüm Yönetim Kurulu Tasfiye Edildi

Ozan Tankuş14 Eylül 20260 görüntülenme
Automattic Çöküşün Eşiğinden Döndü: Matt Mullenweg’e Karşı Darbe Girişimi Başarısız Oldu, Tüm Yönetim Kurulu Tasfiye Edildi
Sponsorlu İçerik

Teknoloji dünyasının son dönemde gördüğü en sarsıcı kurumsal güç savaşlarından biri, internetin omurgasını oluşturan yapılardan biri olan Automattic cephesinde yaşandı. Edinilen güvenilir kaynaklara ve sektör kulislerine göre, WordPress’in kurucusu ve WordPress.com’un çatı şirketi Automattic’in CEO’su Matt Mullenweg’i görevden almak için bir araya gelen yönetim kurulu üyeleri, hamlelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından tamamen tasfiye edildi. Şirket içerisindeki dengeleri altüst eden bu kriz, yalnızca Automattic’in iç dinamiklerini değil, aynı zamanda dünya genelindeki milyonlarca web sitesini ve açık kaynak topluluğunu yakından ilgilendiren çok katmanlı bir güç mücadelesinin su yüzüne çıkmasına neden oldu.

33 Saatlik Saray Darbesi ve Slack Üzerinden Verilen Savaş

Her şey, Automattic yönetim kurulunun ani bir kararla Matt Mullenweg’i ücretli idari izne çıkarma yönünde oylama yapmasıyla başladı. Şirket içi iletişim aracı Slack üzerinden yürütülen bu operasyon, teknoloji dünyasında adeta bir soğuk duş etkisi yarattı. Kurulun amacı, Mullenweg’in operasyonel kontrolünü elinden almak ve şirketi farklı bir idari yola sokmaktı. Ancak bu hamle, hesap edilemeyen bir direnişle karşılaştı. Durumu hızla lehine çeviren Mullenweg, yine şirket içi kanalları kullanarak kontrolü yeniden ele aldığını ve görevine döndüğünü duyurdu.

Süreç o kadar hızlı işledi ki, Automattic tarafından yapılan resmi açıklamalara göre Mullenweg’in şirketten uzak kalma süresi yalnızca 33 saat 20 dakika sürdü. Bu süre zarfında yaşanan hukuki ve idari manevralar, şirketin kurucusunun ne denli güçlü bir ağa ve sadık bir iç ekibe sahip olduğunu bir kez daha kanıtladı. Ancak bu zaferin bedeli yönetim kurulunun tamamen tasfiye edilmesi oldu.

Yönetim Kurulunda Yaprak Dökümü: Kimler Gitti, Kimler Kaldı?

Krizin ardından Automattic yönetim kurulunda yaşanan deprem, ardı ardına gelen istifa ve görevden alma haberleriyle netleşti. İlk olarak, Automattic’in kurucu CEO’larından biri olan ve günümüzde popüler merkeziyetsiz sosyal ağ Bluesky’ın liderliğini yürüten Toni Schneider’in şirketteki yönetim kurulu koltuğunu bıraktığı ortaya çıktı. Schneider’in kişisel web sitesinde yer alan ve geçmişteki Automattic katkılarını öven biyografi metnini hızla değiştirmesi, yaşanan kopuşun boyutlarını gözler önüne serdi.

Mullenweg’in operasyonu bununla da sınırlı kalmadı. Yönetim kurulunda Mullenweg’in izne çıkarılması yönünde oy kullanan diğer kilit isimler Sue Decker ve Emekli General Ann Dunwoody ile de yollar ayrıldı. Sue Decker’ın LinkedIn profilini güncelleyerek Automattic’teki görev süresinin Mart 2020 - Eylül 2026 arasında resmi olarak sona erdiğini doğrulaması, tasfiyenin boyutlarını gözler önüne serdi. Automattic yönetimi, bu köklü değişiklikler hakkında detaylı bir kurumsal açıklama yapmaktan kaçınsa da, Mullenweg’in tam destekle direksiyonun başına geri döndüğünü vurgulamakla yetindi.

WP Engine Davası ve Açık Kaynak Dünyasında Artçı Sarsıntılar

Bu tarihi yönetim kurulu krizinin arka planında neyin yattığı ise sektör analistleri tarafından titizlikle inceleniyor. Uzmanlar, bu iç savaşın köklerinin Automattic ile popüler WordPress barındırma şirketi WP Engine arasında devam eden yüksek profilli ve milyonlarca dolarlık devasa telif davasına uzandığı konusunda hemfikir. Matt Mullenweg, WP Engine’i WordPress ticari markasını haksız yere ihlal etmekle ve açık kaynak ekosistemine yeterli mühendislik veya finansal katkı sunmamakla suçlamıştı.

  • WP Engine ile yürütülen hukuki süreçlerde, Automattic’in diğer rakipleri de hedef alabileceği iddiaları yargı dosyalarına yansıdı.
  • Davanın ilerleyen aşamalarında WP Engine tarafı, Mullenweg’in WhatsApp, Signal ve Telegram gibi şifreli mesajlaşma uygulamalarında dava ile ilgili delilleri yok ettiğini öne sürdü.
  • Geçtiğimiz yıl içerisinde ise Mullenweg, açık kaynak yazılımı "fork" etme (bölme) planları yaptığı iddia edilen bazı WordPress geliştiricilerinin hesaplarını askıya alarak toplulukta büyük bir infial yaratmıştı.

Bu tür agresif stratejilerin yönetim kurulu içinde rahatsızlık yarattığı, kurul üyelerinin şirketin kurumsal itibarı ve olası hukuki riskler nedeniyle fren yapmak istediği, ancak Mullenweg’in bu müdahaleyi bertaraf ederek tüm yönetimi tasfiye ettiği tahmin ediliyor.

Geleceğe Bakış: Açık Kaynak Yönetişiminde Yeni Bir Dönem

Automattic’te yaşanan bu olağanüstü olaylar silsilesi, açık kaynak projelerinin ticari şirketleşme süreçlerinde yaşanan kırılganlıkları bir kez daha gözler önüne seriyor. Bir yandan milyarlarca dolarlık bir ekosistemi barındıran, diğer yandan kurucusunun vizyonuyla akredite olmuş yapılar, kurumsal denetim mekanizmaları ile kurucu otoritesi arasında sıkışıp kalabiliyor.

Pazartesi günü yapılması beklenen iç duyurularla birlikte Automattic’in yeni yönetim kurulunun kimlerden oluşacağı netleşecek. Ancak kesin olan bir şey var ki, Matt Mullenweg şirketin kontrolünü bırakmaya niyetli olmadığını ve WordPress ekosistemini kendi kurallarına göre yönetmeye devam edeceğini açıkça kanıtladı. Bu durumun hem açık kaynak dünyasındaki geliştirici ilişkilerini hem de WP Engine davasının seyrini nasıl etkileyeceği, önümüzdeki dönemin en sıcak teknoloji gündem maddelerinden biri olmaya devam edecek.

Sponsorlu İçerik
Orijinal Haber Kaynağı:techcrunch.com
AutomatticWordPressMatt Mullenwegteknolojiacik-kaynak
Ozan Tankuş

Ozan Tankuş

Doğrulanmış Editör

Mercek360 kurucu editörü ve kıdemli teknoloji analisti. Kurumsal bilişim altyapıları, bulut teknolojileri, yapay zeka sistemleri ve tüketici elektroniği alanlarında uzmanlaşmış olup küresel teknoloji gündemini tarafsız ve derinlemesine incelemektedir.